Parkinson Hastalığı, daha çok orta-ileri yaşlarda görülen, ilerleyici, kısıtlayıcı nörodejeneratif bir hastalıktır. Beyinde dopamin adı verilen maddenin azalması sonucu ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin birbirleriyle haberleşmesini sağlayan dopamin, hareketlerin kontrolünden, uyumundan ve akıcılığından sorumludur. Parkinson hastalığında, beyinde bu maddeyi üreten hücrelerin bozulması sonucu dopamin azalır.
Dopamin miktarının azalması sonucu hastalarda
hareketi başlatma da ve kontrol etmede zorluklar başlar. Böylece Parkinson
hastalığının belirtileri olan; uyumsuz, titrek, yavaş ve tutuk hareketler
ortaya çıkar.
Anne, baba ya da kardeşte “Parkinson Hastalığı” öyküsü bulunan kişilerde hastalığın görülme oranı, toplumun geneline kıyasla biraz daha yüksektir. Parkinson hastalığı genelde orta yaş hastalığı olmakla birlikte genetik olarak geçen hastalık daha erken yaşlarda da başlar. Bu durum Parkinson hastalarının %5'ini oluşturur.
Parkinson hastalığının henüz kesin bir tedavisi
yoktur. Ancak mevcut tedaviler hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler ve yaşam
kalitesini artırır. Olumlu bir yaklaşımı sürdürmek, mümkün olduğunca aktif
olmak semptomların ilerlemesini yavaşlatır ve hastalığı kontrole yardımcı olur
“Parkinson yaşamı değiştirir, ancak yaşamı tehdit edici değildir yani yaşam süresini kısaltmaz.”
Parkinson hastalığı
ne zaman ortaya çıkar?
Parkinson hastalığı, 40-70 yaşlarında başlamakla
birlikte genellikle 65 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır. İleri yaş hastalık
için bir risk faktörüdür. Toplumda 65 yaş üzerinde her 100 kişiden birinde “Parkinson Hastalığı” görülür.
Parkinson belirtileri, hastaların sadece yüzde 5’inde 20-40 yaş arasında başlamaktadır. Bu hastalarda genetik geçiş söz konusudur.
Parkinson
hastalığında risk faktörleri nelerdir?
Risk faktörleri, hastalığın sebebi olmayıp,
hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştıran faktörlerdir.
-İleri yaş
-Ailede Parkinson hastalığı öyküsü bulunması
-Kırsal yaşam, çiftlik ve kuyu suyu kullanımı
-Tarım ilaçları
-Erkek cinsiyet
-Kafa travması
-Demir, manganezin diyetle yüksek miktarda alınması
-Beyaz ırk
-Besinlerle alınan hayvansal yağlar
-Obezite
-Fiziksel ve duygusal stres Parkinson hastalığı için bilinen risk faktörleridir.
Parkinson hastalığı belirtilerine yol açan sinir hücresi kaybının sebebi hala bilinmemektedir. Normal olarak insan beyninde belli bölgelerde dopamin adı verilen kimyasal maddeyi üreten beyin hücreleri (nöronlar) bulunur. Dopamin, insanların akıcı ve koordine hareketler yapmalarını sağlar. Dopaminerjik hücreler; beynin “substansiya nigra” adı verilen bölgesinde yoğunlaşmış halde bulunurlar. Sinir hücrelerinin kaybı yavaş ilerleyen bir süreçtir. Dopamin üreten hücrelerin yüzde 60 ila 80’i kayba uğradığında beyindeki dopamin miktarı azalır ve belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Beynin kontrol mekanizması düzgün çalışamaz, hareketler yavaş ve anormal hale gelir, titremeler ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin bu şekilde kaybına nörodejenerasyon adı verilir.
“Parkinson Hastalığı”nı ortaya çıkaran nörodejenerasyona, genetik değişiklikler ve çevresel
faktörlerin bir kombinasyonunun neden olabileceği düşünülmektedir.
Parkinson hastalığının sebepleri üzerinde yapılan
çalışmalarda hastaların yüzde 90’nın yalnızca genetik faktörlerle
açıklanamayacağı görülmüştür. Zehirli kimyasallara maruz kalınabilecek tarım,
kaynakçılık ve endüstriyel işlerde çalışmak gibi çevresel risk faktörleri de
Parkinson hastalığının nedenleri arasında sayılabilir.
Parkinson genetik mi?
Ailesinde Parkinson hastalığı olmasa bile bazı
kişiler genetik olarak bu hastalığa yatkın olabilir. Ailede Parkinson hastalığı
olması da kişilerin hasta olacağı anlamına gelmez. Ancak Parkinson hastalığında
genetik bir yatkınlık söz konusudur.
Parkinson hastalığının
belirtileri nelerdir?
*Hastaların yaklaşık yüzde 70’inde dinlenme halinde
ortaya çıkan;
El parmaklarında başparmak ve diğer parmakların
birbirine gelip gitmesi şeklinde (para sayar tarzda), ya da kolda, bazen
de ayakta pedala basar tarzda titreme görülür.
*Hastaların yüzde 30’unda ise; başlangıç belirtisi
hareketlerde yavaşlama ve tutukluktur.
“Parkinson Hastalığı” genellikle sinsi başlar ve belirtileri yıllar içinde yavaş ama giderek
artan biçimde ilerler. Öyle ki hastalar çoğu zaman Parkinson hastalığının
başlangıç tarihini net olarak söyleyemezler. Ayrıca hasta yakınları, hastanın
hareketlerindeki yavaşlamayı yaşlılığa bağlayabilir
Parkinson hastalığı belirtileri hareketle ilgili
olan motor belirtiler ve motor olmayan belirtiler olmak üzere iki gruba
ayrılır.
Parkinson hastalığının hareketle ilgili olan (motor
belirtiler) temel belirtileri şunlardır:
Titreme (İstirahat tremoru)
Hareketlerde yavaşlama
Kaslarda sertleşme
Yürüyüş bozuklukları
Yürürken kilitlenme ve düşmeler (donma)
Denge bozukluğu
El yazısının küçülmesi
Bu belirtiler, hastaların hemen hepsinde tek bir
beden yarısında ortaya çıkar ve zamanla diğer beden yarısında da görülür ama
her zaman ilk başlayan tarafta bulgular daha belirgindir. Hastalık her hastada
farklı hızda ilerler ve belirtiler her hastada farklı şekilde görülebilir.
Parkinson Hastalığı’nda
titreme (tremor)
Titreme, Parkinson hastalığının temel
belirtilerindendir ve genellikle hastanın doktora en sık başvurma nedenidir.
Parkinson titremesi, dinlenme halinde ortaya çıkar.
Titreme sıklıkla bir elde, bazen de bir ayakta ortaya çıkar. Bazen dili,
dudakları veya çeneyi etkileyebilir. Elde para sayar tarzda ayakta pedala
basar tarzda diye tanımlanır.
Titreme, uyku sırasında ve istemli bir hareket
sırasında kaybolur.
*Sinirlilik, yürüme, stres, heyecan ve zihinsel
faaliyetler titremeyi artırır. Bu nedenle hastalar toplum içinde sıkıntıya
girebilir ve sosyal ortamda bulunmaktan kaçınabilir.
Parkinson Hastalığı’nda
hareket yavaşlığı (bradikinezi)
Parkinson hastalığı tanısı için hareketlerde
yavaşlık saptanmalıdır. Hastada titreme belirtisi olmasa dahi hareket
yavaşlığının olması durumunda “Parkinson Hastalığı” tanısı konulabilir. Hareket yavaşlığı, hastalığın belki de engellilik
yaratan en temel belirtisidir.
Hastaların yakınması başlangıçta genel bir yorgunluk
halidir. Özellikle ince beceri gerektiren düğme ilikleme, kravat ve
ayakkabı bağlama, yazı yazma ve çatal-bıçak kullanma gibi günlük yaşam
aktivitelerinde hafif derecede güçlük hissedilir. Ancak bu güçlük
hastalık ilerledikçe artar ve zamanla alçak bir koltuktan kalkarken, otomobile
binip inme sırasında, yatakta bir taraftan diğer tarafa dönerken zorluk
yaşanır. Hareketlerdeki yavaşlama yanı sıra göz kırpılması ve yürürken kolların
sallanması gibi farkında olmadan, otomatik olarak yapılan hareketler de azalır
veya kaybolur. Hastalarda ayaklarını sürüyerek yürüme ve kolların iki yanda
hareketsiz kalması dikkat çeker.
Parkinson Hastalığında
kol-bacak kaslarının sertliği (rijidite)
Bazı hastalar kol ve bacaklarındaki kaslarını
gevşetmekte zorluk ve sertlik hissinden yakınır. Parkinson hastalığında
kaslarda sertleşme en sık dirsek- el bileği- diz- ayak bileği gibi eklemlerin
muayenesinde saptanır.
Parkinson hastaları kas sertliğini yorgunluk,
ağırlık, ağrı veya kramp şeklinde hissedebilirler. Ayrıca omuz ağrısı
gelişebilir.
Parkinson
hastalığında duruş bozuklukları
Birçok Parkinson hastası öne doğru hafifçe eğik
durma eğilimindedir. Yürürken ve ayakta dururken bu durum daha belirgin olur.
Ayrıca hastanın ayağa kalktığında dengeli bir şekilde durmasını sağlayan
postural refleksler de bozulur ve postural dengesizlik ortaya çıkar.
Yüz ifadesinde
donukluk (hipomimi)
Parkinson hastalarında sabit bir bakışın eşlik
ettiği, göz kırpmanın ve mimiklerin azaldığı donuk bir yüz ifadesi gelişir. Bu
durum ifadesiz görünüm nedeniyle pokerci yüzü olarak isimlendirilir.
Parkinson hastalığında görülen diğer belirtiler
arasında;
Konuşma bozukluğu, yavaş, kısık sesle konuşma
Yorgunluk
Sıkıntı hissi
Ruhsal çöküntü hali
Kas ağrıları
Salya akması
Kabızlık
Mide boşalmasının gecikmesi ve buna bağlı şişkinlik
hissi
Uyku ve cinsel işlev bozuklukları
Ciltte yağlanma
Terleme artışı
Koku alma duyusunun azalması
İdrar ile ilgili şikâyetler
Ayağa kalktığında görülen tansiyon düşmesi
REM uykusu (Göz hareketlerinin aktif olduğu uyku) davranış
bozukluğu; uykuda sayıklama ve el kol hareketleri olarak kendisini gösterir.
Huzursuz bacak
sendromu
Unutkanlık ve zamanla da bilişsel fonksiyonlarda
bozulma-demans-: İleri evrelerde unutkanlık yaşanabilir ancak erken dönemde
beklenen bir bulgu değildir.
Depresyon, kaygı
bozukluğu
Hem hareket kısıtlılığının, titremenin ve istemsiz
hareketlerin verdiği sıkıntı, hem de bunların çevre tarafından fark edilip ilgi
çekmesi hastanın psikolojik durumunu etkiler. Ayrıca “Parkinson Hastalığı”nda dopamin dışında başka kimyasal maddeler de etkilenir. Bu değişimler
çoğu zaman hastayı depresyona sürükler. Bu durumda tıbbi destek kadar hasta
yakınlarının desteği, anlayışı ve yardımı çok önemlidir. Beraberce gösterilecek
çaba, aile bireylerinin, özellikle eşlerin desteği ve sevgisi, hastayı rahatsız
eden psikolojik sorunların hissedilir şekilde azalmasını sağlar.
Parkinson
hastalığında idrar kaçırma görülebilir mi?
Parkinson hastalığı gibi beyin ve sinir sistemini
ilgilendiren hastalıklarda, özellikle ileri evrelerde mesane kontrolü
bozulabilir ve idrar kaçırma yanı sıra idrar yapmada tutukluk, sık tuvalet
ihtiyacı gibi belirtiler görülebilir.
Parkinson Hastalığı
koku kaybına neden olur mu?
Parkinson gibi dejeneratif nörolojik hastalıklarda
koku kaybı, sıklıkla diğer bulgulardan önce ortaya çıkar ancak yine
sıklıkla hasta tarafından fark edilmeyebilir.
Huzursuz bacak
sendromunun “Parkinson Hastalığı”yla ilişkisi?
Parkinson hastalığında huzursuz bacak sendromu
görülebilir. Ancak huzursuz bacak sendromlu hastalarda Parkinson gelişme riski
diğer insanlardan farklı değildir. Ayrıca huzursuz bacak hastaları tedavide
Parkinson ilaçlarından yarar görürler.
Parkinson
Hastalığında Konuşma
Parkinson hastalığında konuşma etkilenir. Ses yumuşak,
zayıf-kısık olabilir. Konuşma mırıldanma şeklinde veya hızlı olabilir.
Sesin tonu, normal iniş çıkışlardan yoksun olarak
monoton hale gelebilir. Tüm bunlar konuşmanın anlaşılmasında ve iletişimde
zorluğa yol açabilir.
İleri evrelerde düşünce hızı da etkileneceği için
hasta, doğru kelimeleri bulmakta güçlük çekebilir ve bu konuşmanın
yavaşlamasına neden olur. Kişi hızlı tempolu konuşmalara katılmakta
zorlanabilir.
Parkinson hastalığı
ile ortaya çıkabilecek konuşma değişikliklerini tanımlayan tıbbi terimlerden
bazıları şunlardır:
Dizartri: Konuşma için gerekli kasları etkileyen Parkinsona bağlı bir motor
konuşma bozukluğu veya konuşma bozukluğudur.
Hipofoni: Yumuşak konuşma anlamına gelir, zayıflayan kasların neden olduğu anormal
derecede zayıf bir sestir.
Parkinson konuşma
güçlüğüne nasıl neden olur?
Dopamin eksikliğine bağlı olarak, diğer hareketlerde
olduğu gibi konuşma üretmek için yüz ve ağız kaslarının ihtiyaç duyduğu hareketlerde
de zorlanma vardır. Konuşma ile ilgili belirtiler bu nedenle ortaya çıkar.Yüzün
daha az hareket ettiği maske benzeri mimiksiz ifade de aynı nedenle ortaya
çıkar ve Parkinson hastalarında iletişimin daha da bozulmasına yol
açabilir.
Parkinson
hastalığında konuşma güçlüklerini tedavi etmek.
Tedavi, bireyin ihtiyaçlarına ve yaşadığı zorluklara
göre özelleştirilir. Konuşma terapistinin konuşma güçlüğü çeken Parkinson
hastalarına yardımcı olduğu gösterilmiştir. Özellikle Parkinson hastaları
için egzersizler içeren bir program, Ses Tedavisi (LSVT) olarak adlandırılır ve
iki yıla kadar sürebilen gelişmeler göstermiştir.
Diğer seçenekler arasında taşınabilir ses
amplifikatörü veya konuşma akıcılığındaki güçlük için elektronik cihazlar gibi
yardımcı iletişim cihazları bulunur. Bazı hastalara ses tellerinin
tamamen kapanmadığı durumlarda yardımcı olabilecek, ses kıvrımlarına kolajen
enjekte edilen bir prosedür uygulanabilir.
Kaynakça:
https://parkinsonsdisease.net/symptoms/speech-difficulties-changes/
Parkinson
Hastalığında Yutma Güçlüğü
Disfaji, yutma güçlüğünü tanımlamak için kullanılan
tıbbi terimdir. Parkinson hastalığı yüz, boyun veya boğazdaki kasları
etkilediğinde yutma güçlüğüne neden olabilir.
Parkinson hastalığına sahip kişilerin % 80’inden
fazlası yutma güçlüğü yaşar. Yutma güçlüğü, Parkinson hastalığı sürecinde
herhangi bir noktada başlayabilir, ancak sıklıkla ileri evrelerde daha ciddi
hale gelebilir.
Yutma güçlüğü için erken müdahale önemlidir. Tedavi
ve terapiye erken başlamak komplikasyon ve ölüm riskini azaltabilir.
Başlangıçta yutma güçlüğü belirgin olmayabilir, ancak bunları tanımak ve
farkında olmak, olası belirtileri erken tespit etmenize yardımcı olabilir,
örneğin:
Kilo kaybı
Ağzınızda sıvıları ve yiyecekleri içme veya tutma
zorluğu
Kontrolsüz salya akması
Yemek yerken öksürme veya boğulma hissi
Boğazınızda yiyecek sıkışması hissi yutma güçlüğüne
bağlı belirtilerdir.
Yutma güçlüğü İle
İlişkili Riskler
Birçok insan yutma güçlüğünü özellikle salya
akmasını utanç verici veya sinir bozucu bulabilir. Yaşam kalitenizi
etkileyebilir, bunların dışında hayatı tehdit edecek düzeyde ciddi sonuçları da
olabilir.
Disfaji, yetersiz beslenmeye ve yetersiz sıvı
alımına neden olabilir. Aynı zamanda, gıdanın ya da sıvının soluk borusuna
kaçması (aspirasyon) ile akciğer enfeksiyonuna yol açabilir.
Tedavi ve Terapi
Seçenekleri
Yutma güçlüğünüz varsa, ilk adım nöroloğunuzla
konuşmaktır. Nöroloğunuz tedavinizi değiştirerek yutmanızı kolaylaştırmaya
çalışabilir ya da bir dil ve konuşma terapisti önerebilir.
Terapist, yiyeceklerin boğazdan aşağı hareket
etmesine yardımcı olabilecek “sert” yutma alıştırmaları öğreterek yutmanızı
rahatlatabilir.
Diyetinizi değiştirmek de yutma güçlüğünü
yönetmenize yardımcı olabilir. Sıvılarla ilgili sorununuz varsa, yutmalarını
kolaylaştırmak için bir gıda koyulaştırıcı kullanabilirsiniz. Katı yiyecekler
sorun yaratıyorsa, onları püre haline getirmeyi deneyebilirsiniz. Yani sıklıkla
yarı katı-muhallebi kıvamında gıdalar tercih edilir.
İleri evre hastalarda görülen kontrolsüz salya
akması durumunda, bazı damla formunda ilaçlar ya da tükrük bezlerine uygulanan
botulinum toksin enjeksiyonu yardımcı olabilir. Denenebilecek başka bir yol da
tercihen şekersiz olan sert şekerleri emmektir. Bu, geçici olarak salyayı
azaltırken yutmayı teşvik etmeye yardımcı olur.
Parkinson tanısı
nasıl konur?
Parkinson hastalığı tanısı, nöroloji uzmanı
tarafından öykü ve fizik muayene ile konur. Tanı için zorunlu olan bir beyin
görüntülemesi ya da laboratuar testi yoktur. Hekimin uygun görmesi durumunda
radyolojik görüntüleme ve testler, hastalığın ayırıcı tanısı için, olası diğer
nedenleri dışlama amaçlı kullanılır.
Parkinson başka
hastalıkla karıştırılır mı?
Dopamin azalması pek çok belirtiyi beraberinde
getirebilir. Kalp ritmi bozuklukları, çarpıntı, mide bağırsak sorunları,
depresyon, aşırı uyku ve dikkat eksikliği bu belirtilerdendir. Farklı
sistemlerdeki belirtiler kafa karıştırıcı olabilir ve tanısal sorunlar
yaşanabilir. Yaşlılığın getirdiği yavaşlık ya da depresyona bağlı yavaşlık da “Parkinson Hastalığı”na bağlı hareketlerdeki yavaşlama ile karıştırılabilmektedir. Tanıda
şüphede kalınan durumlarda hastalığı ayırt etmek için DAT-Scan taraması
başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır, ancak bu yöntem yaygın değildir.
Parkinson
Hastalığının Tedavisi
Hastalığın ilerleyişini tamamen durduracak bir
tedavi yöntemi yoktur. Mevcut tedaviler, hastaların daha rahat hareket etmesini
sağlayarak, titreme ve diğer belirtileri azaltarak yaşam kalitesini yıllarca
belirli seviyede tutar.
Tanı doğru konulmuş ise Parkinson hastalığı tedaviye
çok iyi cevap vermektedir. Özellikle erken dönemde %90’ların üzerinde iyi yanıt
alınmaktadır. Tedavi ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve diğer yöntemler olarak
sınıflandırabilir. “Parkinson Hastalığı”nda
tedavinin hastaya göre ayarlanması gereklidir. Tedavi planlarının bu konuda
deneyimli bir Nörolog tarafından yapılması önemlidir.
Tıbbi tedavide kullanılan ilaçlar; beyinde eksik
olan dopamin maddesini yerine koyan, dopaminin beyinde uzun süre kalmasını
sağlayan ya da dopamin gibi etki gösteren ilaçlardır. Ayrıca hastalığın motor
olmayan belirtileri için de bazı tedaviler kullanılabilir.
Yıllarca düzenli kontrollerle hastaların günlük
yaşam aktiviteleri belirli bir seviyede tutulabilmektedir. Ancak hastalığın
ilerleyici bir hastalık olması ve ilaçların etkinliğinin zamanla değişmesi
nedeniyle başka sorunlar ortaya çıkabilir. Yürümede donma, ilaç etki süresinin
kısalması, istemsiz hareketler bu tür sorunlardandır.
Bu tür bulguların çıktığı ileri evre hastalarda,
hekimin uygun görmesi durumunda, apomorfin enjeksiyonları, ilacın doğrudan
bağırsaktan verilmesini sağlayan sıvı ilaç kullanımı ve cerrahi tedavi
yöntemleri yapılabilir.
Cerrahi tedavi günümüzde daha çok beyinde özel bazı
çekirdeklere elektrot yerleştirerek uyarı gönderme şeklindedir. Özellikle bazı
Parkinson hastalarında iyi bir tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır, ancak
her hastanın fayda göreceği bir yöntem olmadığı için hasta seçimi çok
titizlikle yapılmalıdır
Bitkisel tedavi
Parkinson hastalığında çözüm mü?
Bitkisel ürünler Parkinson hastalığında asla güvenli
değildir. Doktorunuzun önerdiği tedaviyi uygulamak her zaman daha doğrudur.
Bakla Parkinson’a iyi
gelir mi?
Parkinson tedavisinde esas olan, beyinde azalan
“dopamin”in ilaçlarla dışarıdan verilmesidir. Bu tedavi sonucunda hastada
belirgin bir düzelme görülür. Baklanın yeşil kabukları ve yaprakları,
vücutta dopamine çevrilir. Fazla miktarda yenildiğinde yüz, boyun veya kaslarda
istem dışı oynamalar (diskineziler) ve dopamine bağlı diğer yan etkiler ortaya
çıkabilir. Böyle bir durum görüldüğünde hastanın doktoruna başvurması ve
gerekli önlemlerin alınması uygun olacaktır. “Parkinson Hastalığı” tedavisi son derece titiz bir şekilde, ayrıntılı ve kişiye özel
yapılmalıdır. Bu kadar ince ayar gerektiren bir tedavide en doğrusu, dozajını
kontrol etmekte zorlanılan bakla ile tedavinin karıştırılmamasıdır.
PARKİNSONİZM
Parkinson hastalığına benzeyen ancak ilave bazı
belirti ve bulguların olduğu tablolardır.
-Progresif supranükleer palsi
-Multisistem atrofi
-Vasküler Parkinsonizm
-Normal Basınçlı Hidrosefali en sık görülen
Parkinsonizmlerdendir.
Parkinsonizmlerde sıklıkla titreme görülmez, daha
çok hareketlerde yavaşlama, denge kaybı, unutkanlık ön plandadır. Bunlara
ilaveten bakış bozuklukları, şiddetli tansiyon düşmeleri, idrar ile ilgili şikâyetler,
yürüyüş bozuklukları hastalığın çok erken evrelerinde görülür. Bu tabloların “Parkinson Hastalığı”nda kullanılan klasik tedavilere yanıtı sınırlıdır. Ayırıcı tanı
muhakkak doktorunuz tarafından yapılmalıdır.
Prof. Dr. Sibel Altınayar


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder