Parkinson Hastalığı Nedir?

Parkinson Hastalığı, daha çok orta-ileri yaşlarda görülen, ilerleyici, kısıtlayıcı nörodejeneratif bir hastalıktır. Beyinde dopamin adı verilen maddenin azalması sonucu ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin birbirleriyle haberleşmesini sağlayan dopamin, hareketlerin kontrolünden, uyumundan ve akıcılığından sorumludur. Parkinson hastalığında, beyinde bu maddeyi üreten hücrelerin bozulması sonucu dopamin  azalır.

Dopamin miktarının azalması sonucu hastalarda hareketi başlatma da ve kontrol etmede zorluklar başlar. Böylece Parkinson hastalığının belirtileri olan; uyumsuz, titrek, yavaş ve tutuk hareketler ortaya çıkar.

Anne, baba ya da kardeşte “Parkinson Hastalığı” öyküsü bulunan kişilerde hastalığın görülme oranı, toplumun geneline kıyasla biraz daha yüksektir. Parkinson hastalığı genelde orta yaş hastalığı olmakla birlikte genetik olarak geçen hastalık daha erken yaşlarda da başlar. Bu durum Parkinson hastalarının %5'ini oluşturur. 

Parkinson hastalığının henüz kesin bir tedavisi yoktur. Ancak mevcut tedaviler hastalığın seyrini olumlu yönde etkiler ve yaşam kalitesini artırır. Olumlu bir yaklaşımı sürdürmek, mümkün olduğunca aktif olmak semptomların ilerlemesini yavaşlatır ve hastalığı kontrole yardımcı olur

“Parkinson yaşamı değiştirir, ancak yaşamı tehdit edici değildir yani yaşam süresini kısaltmaz.”


Parkinson hastalığı ne zaman ortaya çıkar?

Parkinson hastalığı, 40-70 yaşlarında başlamakla birlikte genellikle 65 yaşından sonra ortaya çıkmaktadır. İleri yaş hastalık için bir risk faktörüdür. Toplumda 65 yaş üzerinde her 100 kişiden birinde “Parkinson Hastalığı” görülür. 

Parkinson belirtileri, hastaların sadece yüzde 5’inde 20-40 yaş arasında başlamaktadır. Bu hastalarda genetik geçiş söz konusudur.


Parkinson hastalığında risk faktörleri nelerdir?

Risk faktörleri, hastalığın sebebi olmayıp, hastalığın ortaya çıkışını kolaylaştıran faktörlerdir.

-İleri yaş

-Ailede Parkinson hastalığı öyküsü bulunması

-Kırsal yaşam, çiftlik ve kuyu suyu kullanımı

-Tarım ilaçları

-Erkek cinsiyet

-Kafa travması

-Demir, manganezin diyetle yüksek miktarda alınması

-Beyaz ırk

-Besinlerle alınan hayvansal yağlar

-Obezite

-Fiziksel ve duygusal stres Parkinson hastalığı için bilinen risk faktörleridir.


Parkinson hastalığının nedenleri nelerdir?

Parkinson hastalığı belirtilerine yol açan sinir hücresi kaybının sebebi hala bilinmemektedir. Normal olarak insan beyninde belli bölgelerde dopamin adı verilen kimyasal maddeyi üreten beyin hücreleri (nöronlar) bulunur. Dopamin, insanların akıcı ve koordine hareketler yapmalarını sağlar. Dopaminerjik hücreler; beynin “substansiya nigra” adı verilen bölgesinde yoğunlaşmış halde bulunurlar. Sinir hücrelerinin kaybı yavaş ilerleyen bir süreçtir. Dopamin üreten hücrelerin yüzde 60 ila 80’i kayba uğradığında beyindeki dopamin miktarı azalır ve belirtiler ortaya çıkmaya başlar. Beynin kontrol mekanizması düzgün çalışamaz, hareketler yavaş ve anormal hale gelir, titremeler ortaya çıkar. Beyin hücrelerinin bu şekilde kaybına nörodejenerasyon adı verilir.

“Parkinson Hastalığı”nı ortaya çıkaran nörodejenerasyona, genetik değişiklikler ve çevresel faktörlerin bir kombinasyonunun neden olabileceği düşünülmektedir.

Parkinson hastalığının sebepleri üzerinde yapılan çalışmalarda hastaların yüzde 90’nın yalnızca genetik faktörlerle açıklanamayacağı görülmüştür. Zehirli kimyasallara maruz kalınabilecek tarım, kaynakçılık ve endüstriyel işlerde çalışmak gibi çevresel risk faktörleri de Parkinson hastalığının nedenleri arasında sayılabilir.

 

Parkinson genetik mi?

Ailesinde Parkinson hastalığı olmasa bile bazı kişiler genetik olarak bu hastalığa yatkın olabilir. Ailede Parkinson hastalığı olması da kişilerin hasta olacağı anlamına gelmez. Ancak Parkinson hastalığında genetik bir yatkınlık söz konusudur.

 

Parkinson hastalığının belirtileri nelerdir?

*Hastaların yaklaşık yüzde 70’inde dinlenme halinde ortaya çıkan;

El parmaklarında başparmak ve diğer parmakların birbirine gelip gitmesi şeklinde (para sayar tarzda),  ya da kolda, bazen de ayakta pedala basar tarzda titreme görülür.

*Hastaların yüzde 30’unda ise; başlangıç belirtisi hareketlerde yavaşlama ve tutukluktur.

“Parkinson Hastalığı” genellikle sinsi başlar ve belirtileri yıllar içinde yavaş ama giderek artan biçimde ilerler. Öyle ki hastalar çoğu zaman Parkinson hastalığının başlangıç tarihini net olarak söyleyemezler. Ayrıca hasta yakınları, hastanın hareketlerindeki yavaşlamayı yaşlılığa bağlayabilir

Parkinson hastalığı belirtileri hareketle ilgili olan motor belirtiler ve motor olmayan belirtiler olmak üzere iki gruba ayrılır.

Parkinson hastalığının hareketle ilgili olan (motor belirtiler) temel belirtileri şunlardır:

Titreme (İstirahat tremoru)

Hareketlerde yavaşlama

Kaslarda sertleşme

Yürüyüş bozuklukları

Yürürken kilitlenme ve düşmeler (donma)

Denge bozukluğu

El yazısının küçülmesi

Bu belirtiler, hastaların hemen hepsinde tek bir beden yarısında ortaya çıkar ve zamanla diğer beden yarısında da görülür ama her zaman ilk başlayan tarafta bulgular daha belirgindir. Hastalık her hastada farklı hızda ilerler ve belirtiler her hastada farklı şekilde görülebilir.

 

Parkinson Hastalığı’nda titreme (tremor)

Titreme, Parkinson hastalığının temel belirtilerindendir ve genellikle hastanın doktora en sık başvurma nedenidir.

Parkinson titremesi, dinlenme halinde ortaya çıkar. Titreme sıklıkla bir elde, bazen de bir ayakta ortaya çıkar. Bazen dili, dudakları veya çeneyi etkileyebilir. Elde para sayar tarzda ayakta pedala basar tarzda diye tanımlanır.

Titreme, uyku sırasında ve istemli bir hareket sırasında kaybolur.

*Sinirlilik, yürüme, stres, heyecan ve zihinsel faaliyetler titremeyi artırır. Bu nedenle hastalar toplum içinde sıkıntıya girebilir ve sosyal ortamda bulunmaktan kaçınabilir.

 

Parkinson Hastalığı’nda hareket yavaşlığı (bradikinezi)

Parkinson hastalığı tanısı için hareketlerde yavaşlık saptanmalıdır. Hastada titreme belirtisi olmasa dahi hareket yavaşlığının olması durumunda “Parkinson Hastalığı” tanısı konulabilir. Hareket yavaşlığı, hastalığın belki de engellilik yaratan en temel belirtisidir.

Hastaların yakınması başlangıçta genel bir yorgunluk halidir. Özellikle ince beceri gerektiren düğme ilikleme, kravat ve ayakkabı bağlama, yazı yazma ve çatal-bıçak kullanma gibi günlük yaşam aktivitelerinde hafif derecede güçlük hissedilir.  Ancak bu güçlük hastalık ilerledikçe artar ve zamanla alçak bir koltuktan kalkarken, otomobile binip inme sırasında, yatakta bir taraftan diğer tarafa dönerken zorluk yaşanır. Hareketlerdeki yavaşlama yanı sıra göz kırpılması ve yürürken kolların sallanması gibi farkında olmadan, otomatik olarak yapılan hareketler de azalır veya kaybolur. Hastalarda ayaklarını sürüyerek yürüme ve kolların iki yanda hareketsiz kalması dikkat çeker. 

 

Parkinson Hastalığında kol-bacak kaslarının sertliği (rijidite)

Bazı hastalar kol ve bacaklarındaki kaslarını gevşetmekte zorluk ve sertlik hissinden yakınır. Parkinson hastalığında kaslarda sertleşme en sık dirsek- el bileği- diz- ayak bileği gibi eklemlerin muayenesinde saptanır.

Parkinson hastaları kas sertliğini yorgunluk, ağırlık, ağrı veya kramp şeklinde hissedebilirler. Ayrıca omuz ağrısı gelişebilir.

 

Parkinson hastalığında duruş bozuklukları

Birçok Parkinson hastası öne doğru hafifçe eğik durma eğilimindedir. Yürürken ve ayakta dururken bu durum daha belirgin olur. Ayrıca hastanın ayağa kalktığında dengeli bir şekilde durmasını sağlayan postural refleksler de bozulur ve postural dengesizlik ortaya çıkar.

 

Yüz ifadesinde donukluk (hipomimi)

Parkinson hastalarında sabit bir bakışın eşlik ettiği, göz kırpmanın ve mimiklerin azaldığı donuk bir yüz ifadesi gelişir. Bu durum ifadesiz görünüm nedeniyle pokerci yüzü olarak isimlendirilir.

Parkinson hastalığında görülen diğer belirtiler arasında;

Konuşma bozukluğu, yavaş, kısık sesle konuşma

Yorgunluk

Sıkıntı hissi

Ruhsal çöküntü hali

Kas ağrıları

Salya akması

Kabızlık

Mide boşalmasının gecikmesi ve buna bağlı şişkinlik hissi

Uyku ve cinsel işlev bozuklukları

Ciltte yağlanma

Terleme artışı

Koku alma duyusunun azalması

İdrar ile ilgili şikâyetler

Ayağa kalktığında görülen tansiyon düşmesi

REM uykusu (Göz hareketlerinin aktif olduğu uyku) davranış bozukluğu; uykuda sayıklama ve el kol hareketleri olarak kendisini gösterir.

 

Huzursuz bacak sendromu

Unutkanlık ve zamanla da bilişsel fonksiyonlarda bozulma-demans-: İleri evrelerde unutkanlık yaşanabilir ancak erken dönemde beklenen bir bulgu değildir. 

 

Depresyon, kaygı bozukluğu

Hem hareket kısıtlılığının, titremenin ve istemsiz hareketlerin verdiği sıkıntı, hem de bunların çevre tarafından fark edilip ilgi çekmesi hastanın psikolojik durumunu etkiler. Ayrıca “Parkinson Hastalığı”nda dopamin dışında başka kimyasal maddeler de etkilenir. Bu değişimler çoğu zaman hastayı depresyona sürükler. Bu durumda tıbbi destek kadar hasta yakınlarının desteği, anlayışı ve yardımı çok önemlidir. Beraberce gösterilecek çaba, aile bireylerinin, özellikle eşlerin desteği ve sevgisi, hastayı rahatsız eden psikolojik sorunların hissedilir şekilde azalmasını sağlar.

 

Parkinson hastalığında idrar kaçırma görülebilir mi?

Parkinson hastalığı gibi beyin ve sinir sistemini ilgilendiren hastalıklarda, özellikle ileri evrelerde mesane kontrolü bozulabilir ve idrar kaçırma yanı sıra idrar yapmada tutukluk, sık tuvalet ihtiyacı gibi belirtiler görülebilir.

 

Parkinson Hastalığı koku kaybına neden olur mu?

Parkinson gibi dejeneratif nörolojik hastalıklarda koku kaybı, sıklıkla diğer bulgulardan önce ortaya çıkar ancak yine sıklıkla hasta tarafından fark edilmeyebilir.

 

Huzursuz bacak sendromunun “Parkinson Hastalığı”yla ilişkisi?

Parkinson hastalığında huzursuz bacak sendromu görülebilir. Ancak huzursuz bacak sendromlu hastalarda Parkinson gelişme riski diğer insanlardan farklı değildir. Ayrıca huzursuz bacak hastaları tedavide Parkinson ilaçlarından yarar görürler.  

 

Parkinson Hastalığında Konuşma

Parkinson hastalığında konuşma etkilenir. Ses yumuşak, zayıf-kısık olabilir. Konuşma mırıldanma şeklinde veya hızlı olabilir.

Sesin tonu, normal iniş çıkışlardan yoksun olarak monoton hale gelebilir. Tüm bunlar konuşmanın anlaşılmasında ve iletişimde zorluğa yol açabilir.

İleri evrelerde düşünce hızı da etkileneceği için hasta, doğru kelimeleri bulmakta güçlük çekebilir ve bu konuşmanın yavaşlamasına neden olur. Kişi hızlı tempolu konuşmalara katılmakta zorlanabilir.

Parkinson hastalığı ile ortaya çıkabilecek konuşma değişikliklerini tanımlayan tıbbi terimlerden bazıları şunlardır:

Dizartri: Konuşma için gerekli kasları etkileyen Parkinsona bağlı bir motor konuşma bozukluğu veya konuşma bozukluğudur.

Hipofoni: Yumuşak konuşma anlamına gelir, zayıflayan kasların neden olduğu anormal derecede zayıf bir sestir.

 

Parkinson konuşma güçlüğüne nasıl neden olur?

Dopamin eksikliğine bağlı olarak, diğer hareketlerde olduğu gibi konuşma üretmek için yüz ve ağız kaslarının ihtiyaç duyduğu hareketlerde de zorlanma vardır. Konuşma ile ilgili belirtiler bu nedenle ortaya çıkar.Yüzün daha az hareket ettiği maske benzeri mimiksiz ifade de aynı nedenle ortaya çıkar ve Parkinson hastalarında iletişimin  daha da bozulmasına yol açabilir.

 

Parkinson hastalığında konuşma güçlüklerini tedavi etmek.

Tedavi, bireyin ihtiyaçlarına ve yaşadığı zorluklara göre özelleştirilir. Konuşma terapistinin konuşma güçlüğü çeken Parkinson hastalarına yardımcı olduğu gösterilmiştir. Özellikle Parkinson hastaları için egzersizler içeren bir program, Ses Tedavisi (LSVT) olarak adlandırılır ve iki yıla kadar sürebilen gelişmeler göstermiştir.

Diğer seçenekler arasında taşınabilir ses amplifikatörü veya konuşma akıcılığındaki güçlük için elektronik cihazlar gibi yardımcı iletişim cihazları bulunur.  Bazı hastalara ses tellerinin tamamen kapanmadığı durumlarda yardımcı olabilecek, ses kıvrımlarına kolajen enjekte edilen bir prosedür uygulanabilir.

Kaynakça: https://parkinsonsdisease.net/symptoms/speech-difficulties-changes/

 

Parkinson Hastalığında Yutma Güçlüğü

Disfaji, yutma güçlüğünü tanımlamak için kullanılan tıbbi terimdir. Parkinson hastalığı yüz, boyun veya boğazdaki kasları etkilediğinde yutma güçlüğüne neden olabilir.

Parkinson hastalığına sahip kişilerin % 80’inden fazlası yutma güçlüğü yaşar. Yutma güçlüğü, Parkinson hastalığı sürecinde herhangi bir noktada başlayabilir, ancak sıklıkla ileri evrelerde daha ciddi hale gelebilir.

Yutma güçlüğü için erken müdahale önemlidir. Tedavi ve terapiye erken başlamak komplikasyon ve ölüm riskini azaltabilir. Başlangıçta yutma güçlüğü belirgin olmayabilir, ancak bunları tanımak ve farkında olmak, olası belirtileri erken tespit etmenize yardımcı olabilir, örneğin:

Kilo kaybı

Ağzınızda sıvıları ve yiyecekleri içme veya tutma zorluğu

Kontrolsüz salya akması

Yemek yerken öksürme veya boğulma hissi

Boğazınızda yiyecek sıkışması hissi yutma güçlüğüne bağlı belirtilerdir.

 

Yutma güçlüğü İle İlişkili Riskler

Birçok insan yutma güçlüğünü özellikle salya akmasını utanç verici veya sinir bozucu bulabilir. Yaşam kalitenizi etkileyebilir, bunların dışında hayatı tehdit edecek düzeyde ciddi sonuçları da olabilir.

Disfaji, yetersiz beslenmeye ve yetersiz sıvı alımına neden olabilir. Aynı zamanda, gıdanın ya da sıvının soluk borusuna kaçması (aspirasyon) ile akciğer enfeksiyonuna yol açabilir.                   

Tedavi ve Terapi Seçenekleri

Yutma güçlüğünüz varsa, ilk adım nöroloğunuzla konuşmaktır. Nöroloğunuz tedavinizi değiştirerek yutmanızı kolaylaştırmaya çalışabilir ya da bir dil ve konuşma terapisti önerebilir. 

Terapist, yiyeceklerin boğazdan aşağı hareket etmesine yardımcı olabilecek “sert” yutma alıştırmaları öğreterek yutmanızı rahatlatabilir.

Diyetinizi değiştirmek de yutma güçlüğünü yönetmenize yardımcı olabilir. Sıvılarla ilgili sorununuz varsa, yutmalarını kolaylaştırmak için bir gıda koyulaştırıcı kullanabilirsiniz. Katı yiyecekler sorun yaratıyorsa, onları püre haline getirmeyi deneyebilirsiniz. Yani sıklıkla yarı katı-muhallebi kıvamında gıdalar tercih edilir. 

İleri evre hastalarda görülen kontrolsüz salya akması durumunda, bazı damla formunda ilaçlar ya da tükrük bezlerine uygulanan botulinum toksin enjeksiyonu yardımcı olabilir. Denenebilecek başka bir yol da tercihen şekersiz olan sert şekerleri emmektir. Bu, geçici olarak salyayı azaltırken yutmayı teşvik etmeye yardımcı olur.

 

Parkinson tanısı nasıl konur?

Parkinson hastalığı tanısı, nöroloji uzmanı tarafından öykü ve fizik muayene ile konur. Tanı için zorunlu olan bir beyin görüntülemesi ya da laboratuar testi yoktur. Hekimin uygun görmesi durumunda radyolojik görüntüleme ve testler, hastalığın ayırıcı tanısı için, olası diğer nedenleri dışlama amaçlı kullanılır.

 

Parkinson başka hastalıkla karıştırılır mı?

Dopamin azalması pek çok belirtiyi beraberinde getirebilir. Kalp ritmi bozuklukları, çarpıntı, mide bağırsak sorunları, depresyon, aşırı uyku ve dikkat eksikliği bu belirtilerdendir. Farklı sistemlerdeki belirtiler kafa karıştırıcı olabilir ve tanısal sorunlar yaşanabilir. Yaşlılığın getirdiği yavaşlık ya da depresyona bağlı yavaşlık da “Parkinson Hastalığı”na bağlı hareketlerdeki yavaşlama ile karıştırılabilmektedir. Tanıda şüphede kalınan durumlarda hastalığı ayırt etmek için DAT-Scan taraması başarılı sonuçlar alınmasını sağlamaktadır, ancak bu yöntem yaygın değildir.

 

Parkinson Hastalığının Tedavisi

Hastalığın ilerleyişini tamamen durduracak bir tedavi yöntemi yoktur. Mevcut tedaviler, hastaların daha rahat hareket etmesini sağlayarak, titreme ve diğer belirtileri azaltarak yaşam kalitesini yıllarca belirli seviyede tutar.

Tanı doğru konulmuş ise Parkinson hastalığı tedaviye çok iyi cevap vermektedir. Özellikle erken dönemde %90’ların üzerinde iyi yanıt alınmaktadır. Tedavi ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve diğer yöntemler olarak sınıflandırabilir. “Parkinson Hastalığı”nda tedavinin hastaya göre ayarlanması gereklidir. Tedavi planlarının bu konuda deneyimli bir Nörolog tarafından yapılması önemlidir. 

Tıbbi tedavide kullanılan ilaçlar; beyinde eksik olan dopamin maddesini yerine koyan, dopaminin beyinde uzun süre kalmasını sağlayan ya da dopamin gibi etki gösteren ilaçlardır. Ayrıca hastalığın motor olmayan belirtileri için de bazı tedaviler kullanılabilir.

Yıllarca düzenli kontrollerle hastaların günlük yaşam aktiviteleri belirli bir seviyede tutulabilmektedir. Ancak hastalığın ilerleyici bir hastalık olması ve ilaçların etkinliğinin zamanla değişmesi nedeniyle başka sorunlar ortaya çıkabilir. Yürümede donma, ilaç etki süresinin kısalması, istemsiz hareketler  bu tür sorunlardandır. 

Bu tür bulguların çıktığı ileri evre hastalarda, hekimin uygun görmesi durumunda, apomorfin enjeksiyonları, ilacın doğrudan bağırsaktan verilmesini sağlayan sıvı ilaç kullanımı ve cerrahi tedavi yöntemleri yapılabilir.

Cerrahi tedavi günümüzde daha çok beyinde özel bazı çekirdeklere elektrot yerleştirerek uyarı gönderme şeklindedir. Özellikle bazı Parkinson hastalarında iyi bir tedavi seçeneği olarak kullanılmaktadır, ancak her hastanın fayda göreceği bir yöntem olmadığı için hasta seçimi çok titizlikle yapılmalıdır  

 

Bitkisel tedavi Parkinson hastalığında çözüm mü?

Bitkisel ürünler Parkinson hastalığında asla güvenli değildir. Doktorunuzun önerdiği tedaviyi uygulamak her zaman daha doğrudur.

 

Bakla Parkinson’a iyi gelir mi?

Parkinson tedavisinde esas olan, beyinde azalan “dopamin”in ilaçlarla dışarıdan verilmesidir. Bu tedavi sonucunda hastada belirgin bir düzelme görülür. Baklanın yeşil kabukları ve yaprakları, vücutta dopamine çevrilir. Fazla miktarda yenildiğinde yüz, boyun veya kaslarda istem dışı oynamalar (diskineziler) ve dopamine bağlı diğer yan etkiler ortaya çıkabilir. Böyle bir durum görüldüğünde hastanın doktoruna başvurması ve gerekli önlemlerin alınması uygun olacaktır. “Parkinson Hastalığı” tedavisi son derece titiz bir şekilde, ayrıntılı ve kişiye özel yapılmalıdır. Bu kadar ince ayar gerektiren bir tedavide en doğrusu, dozajını kontrol etmekte zorlanılan bakla ile tedavinin karıştırılmamasıdır.

 

PARKİNSONİZM

Parkinson hastalığına benzeyen ancak ilave bazı belirti ve bulguların olduğu tablolardır.

-Progresif supranükleer palsi

-Multisistem atrofi

-Vasküler Parkinsonizm

-Normal Basınçlı Hidrosefali en sık görülen Parkinsonizmlerdendir.

Parkinsonizmlerde sıklıkla titreme görülmez, daha çok hareketlerde yavaşlama, denge kaybı, unutkanlık ön plandadır. Bunlara ilaveten bakış bozuklukları, şiddetli tansiyon düşmeleri, idrar ile ilgili şikâyetler, yürüyüş bozuklukları hastalığın çok erken evrelerinde görülür. Bu tabloların “Parkinson Hastalığı”nda kullanılan klasik tedavilere yanıtı sınırlıdır.  Ayırıcı tanı muhakkak doktorunuz tarafından yapılmalıdır.

 

Prof. Dr. Sibel Altınayar

Türkiye’deki sağlık sistemi “Parkinson” hastaları için gerekli desteği sağlıyor mu?

Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de nüfus hızla yaşlanıyor. 2030 yıllarında daha da yaşlanmış bir nüfusla karşı karşıya kalacağız. Uzmanlar yaşlılık arttıkça “Parkinson Hastalığı”nın da daha çok görüleceğini öngörüyor.

Teşhis konulduktan sonra hastaların ve yakınlarının eğitime ihtiyacı oluyor. Zaman içinde hastalarda konuşma bozukluğu oluştuğu için özellikle yalnız hastalar, anlamakta ve anlatmakta zorluk yaşıyorlar. Evde bakım hizmetleri var ama yetersiz kalabiliyor. Hastanelere ulaşım konusunda aksaklıklar yaşanabiliyor.

“Parkinson” hastalarının “donma” problemi var, hareket edemiyorlar. Yanlarında hastaya yardımcı olabilecek birilerinin olması ve yardım etmesi gerekiyor.

“Parkinson” dalgalı bir hastalık ve genç hastalarda çalışma hayatları bakımından sorun yaratabiliyor. İşverenler bir iyi bir kötü olan çalışan istemiyorlar. Maddi sıkıntılar da eklenince psikolojileri bozuluyor. Psikolojik bozukluk hastalığın ilerlemesini kolaylaştırıyor.

Ulaşım konusunda otobüs şoförlerinin eğitilmesi çok önemli! Şoförler acele hareket ettikleri için hasta binerken ya da inerken düşme tehlikesi yaşıyor. “Parkinson” hastaları yürüme zorluğu çektikleri için kaldırımlar sorun oluyor.

Unutmamalıyız ki herkesin insanca yaşama hakkı var. Hepimiz gelecekte neyle karşılaşacağımızı bilmiyoruz. Bir yakınımız ya da kendimiz için bu hastalık sandığımızdan yakın olabilir. “Parkinson” hastalarını toplumdan uzaklaştırmadan hayata sarılmalarını sağlamak çok önemlidir.

 

Parkinson Hastalığı hakkında...

“Parkinson” dopamin üreten beyin hücrelerinin yavaş yavaş kaybolmasına bağlı olarak ortaya çıkan bir hastalıktır…

Dopamin kimyasal mesaj ileticisi olarak, özellikle hareketlerimizin kontrolünde ve koordinasyonunda görevlidir. Bu nedenle tedavide esas olan, dopamin eksikliğinin ilaçlarla yerine konmasıdır.

“Parkinson” yaşantımızdaki hayat kalitemizi düşüren, yavaş ilerleyen bir hastalıktır. Hastalık belirtileri oldukça yavaş gelişir. Bulgular aylarca, bazen yıllarca hastalar tarafından fark edilmeyebilir. Başlangıçta sıklıkla tek taraflı ya da bir uzuvda ortaya çıkan belirtiler zaman içinde diğer tarafa da geçebilmektedir. Belirtiler arasında hareketlerde yavaşlama, istirahat halinde özellikle ellerde, çene, dudak ve ayaklarda titreme, kaslarda katılık ve tutukluluk hissi, yavaş ve küçük adımlarla yürüme, yürürken bir tarafa daha belirgin olarak kolların sallanması, ayakları sürüme, yüz ifadesinde donukluk, alçak sesle konuşma, el yazısında küçülme ve bozulma, halsizlik, yorgunluk, depresyon hali, ağrı ve kas spazmları, kabızlık gibi belirtiler yer almaktadır. 

“Parkinson” hastalığını ortadan kaldırıcı bir tedavi henüz yoktur. Ancak hastaların günlük yaşamlarını olumsuz yönde etkileyen belirtilerin önemli ölçüde tedavisi mümkündür. Dolayısıyla hastaların yaşam kalitesi yükseltilebilmektedir. Uzun yıllar ilaç tedavisiyle aktif ve üretken şekilde yaşamlarına devam edebilirler.

“Parkinson” uzun süren bir hastalık olması nedeniyle düzenli hekim kontrolü altında olunmalıdır.

Hastalık ilerledikçe ilaçlar yetmemeye başladığında cerrahi tedavi, Duodopa tedavisi, Apogo gibi tedavi alternatifleri mevcuttur.

“Parkinson” hastalığı hareketlerde kısıtlanmaya neden olduğu için ilaç tedavisine ek olarak fizik tedavisi, kısa yürüyüşler, egzersizler, yoga ve tha chi sporlar da hekimlerimiz tarafından önerilmektedir. 

“Parkinson” hastalığında ilk teşhis konulduğunda “Parkinson hastasısınız!” sözü, hastalarımızın ve yakınlarının endişelenmesine neden olmaktadır. Ancak hastalığı gerçekçi ele alıp “Parkinson” hastalığını tanıyarak, onunla nasıl yaşayacağımızı öğrenebiliriz. Bu süreçlerde yakınlarımızın desteği bizim en büyük güvencemizdir. Her “Parkinson” hastasının tedavisi birbirinden farklı, kişiye özeldir. Bu nedenle konusunda uzman hekimlerin kontrolü altında, düzenli tedavi almalı, hekime danışmadan gelişi güzel ilaç kullanılmamalıdır. Unutmamalıdır ki uygun tedavilerle “Parkinson” hastalığı ile baş edilebilir, daha kaliteli, daha mutlu yaşanabilir. 

Fizyoterapi ve psikoterapi yardımı almak, sizi mutlu eden hobilerle uğraşmak, egzersiz gruplarına katılmak, derneğimiz gibi sıcak aile ortamlarında bulunmak, moralinizi yüksek tutmak ileri yıllara daha güçlü hazırlayacaktır.


Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği sosyal hayatla bağı kesilen hastalar için umut oldu...

Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği Başkanı Gülnur Uğurlu KELÇE hastalıkla ilk karşılaşmasını şöyle anlattı:

Gülnur Uğurlu KELÇE

"Eşime ilk teşhis konulduğunda bütün hayallerimiz yıkılmıştı. Kendimizi yalnız hissettik. Yeni evliydik, henüz yirmi sekiz yaşındaydık ve bebek bekliyorduk. İnsan en yakınına, sevdiğine bu hastalığı kondurmak istemiyor ama hastalıkla yüz yüze gelmiştik ve mücadele etmeye başladık. Kabullenme sürecini çabuk atlatıp hayata tutunma yolunu bulduk. Sevgiyle her güçlüğün aşılabileceğini yaşayarak öğrendik. Parkinson hastaları evlerinden çıkamadıkları için sosyal hayattan uzaklaşıyorlar. Tedavisi olmayan bir hastalıkla mücadele ederken ve ileri seviyelerde daha da sıkıntılı süreçler yaşıyorlar. Bir gün sosyal medyada bir grup kurarak çalışmalara başladık.

Parkinson hastalarını bir araya toplama fikri çok güzeldi. İşte bu yüzden, yalnızlık ve çaresizlik duygusunu en aza indirmek için, derneğimiz bünyesinde, hastalık hakkında yeterli bilgi sahibi olunmadığı için, "ortaya çıkan sorunları çözme bilinci” oluşturmak istedik. 

Toplantılar, sohbetler, bilgi paylaşımı arka arkasına geldi ve giderek daha da büyüdük… "

Buca Gölet'e gittik...

Buca Belediyesi'nin katkılarıyla 13 Mayıs 2023 Cumartesi günü Buca Gölet'e gittik. Etkinliğimiz öğle saatlerinde başladı.


Belediyeden gönderilen araç ile Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği olarak gideceğimiz yere kolayca ulaştık.

Gölet kenarında oturduk ve bize ikram edilen çayı içtik. Daha sonra bizim için hazırlanan yemekle devam ettik.

Şarkılar söyledik ve birbirimizle sohbet ettik.

Buca Seyfi Demirsoy EAH'den gönderilen fizyoterapist bize bazı hareketler yaptırdı. Hem eğlenceliydi hem de sağlıklı...

Uzm.Dr. Banu GÜMÜŞTAS da bize katılarak destek verdi.

Gölet etrafında yürüyüş yaparak güzel bir gün geçirdik. Bizi getiren araç buluşma noktasına geri getirdi.

Buca Belediye Başkanı Erhan KILIÇ'a etkinliğimize katkıda bulunduğu için teşekkür ederiz.

Parkinson Hastalığı hakkında genel bilgi...

Parkinson Hastalığı; genellikle elli yaş üzerindeki kişileri etkileyen, kronik, ilerleyici, kısıtlayıcı bir hastalıktır. Temel belirtileri: 

Hareketlerde yavaşlama
El ve ayaklarda titreme
Katılık
Postural refleks bozukluğu 

Bu belirtilerin tamamı her hastada olmayabilir. Örneğin titremem bazı hastalarda hiç görülmeyebilir. Motor bulgulara ilave olarak motor olmayan bulgularda görülür.

1. Koku duyusunda azalma
2. Kabızlık ve idrar ile ilgili yakınmalar
3. Depresyon, Kaygı Bozukluğu gibi psikiyatrik bulgular
4. Yutma Bozukluğu
5. Uyku Bozuklukları
6. Halusinasyonlar
7. Bellek Bozuklukları ve Demans
8. Otonomik Bulgular

Parkinson Hastalığı ve Egzersiz Hareketleri...

Parkinson hastalarında  egzersizin ilaç kadar etkili olduğu bilim insanları tarafından kanıtlanmıştır.

Biz de haftada üç gün, bir fizik tedavi merkezinde ücretsiz egzersizlerimizi yapıyoruz. Evde yatan hastaların bundan yararlanamaması üzücü bir durumdur.

Hastalığın ilerlemesinden kaynaklı zamanla konuşmanın monotonlaşması, sesin kısılması ve konuşmanın anlaşılmaz hale gelmesiyle ilgili proje çalışması hazırlıyoruz...

Parkinson Hastalığı bütün hayatı etkiler...

Günümüzde yalnızlaşan toplum/insan yaşam kalitesini düşüren bir hastalık olan "Parkinson" ile mücadele ediyor. Bu mücadelede sizi anlayan insan sayısı da oldukça az oluyor. Bu durum yalnızlığı daha da arttırıyor.

Elbette ki hiç kimse yakınına bu hastalığı kondurmak istemiyor ama bu bir realite!
Bununla yüzleştiğimizde ne yapacağını bilemiyor. Nereye başvuracağınızı bilemiyorsunuz. "Parkinson" hastasının ve yakınlarının yalnızlığı ve çaresizliği aşılamaz bir sorun değildir. Sosyal hayatla bağın kesilmemesi gerekiyor. Gelecek hakkında kaygıya kapılmayı önlemek ve yardımcı olmak amacıyla kurulmuş bir dernektir;

"Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği"... 2014 yılında "Türkiye"deki ilk hasta derneği olarak kuruldu.

"Parkinson Hastalığı" ile mücadele eden hasta ve hasta yakınlarıyla bir araya gelerek birbirimizle tecrübelerimizi paylaşıyoruz.

Bilim insanları yeteri kadar bilinmeyen bu hastalık için, önümüzdeki 20-30 yıl içinde iki katına çıkacağını öngörüyorlar.


Türkiye'de "Parkinson" hastalığı...

Türkiye'de nüfus artışıyla birlikte, yaşlı birey sayısı da artmaktadır. Buna bağlı olarak Nöro-Dejeneratif (Parkinson, Alzheimer) hastalıklarda da artış görülmektedir. Bu da bakım sorununu beraberinde getirmektedir. Özellikle yalnız yaşayan hastalar büyük sıkıntı yaşamakta ve hareket kısıtlığı yaşayan hastalarımız ulaşım araçlarını kullanmakta zorlanmaktadırlar.

Parkinson Hasta ve Yakınları Derneği olarak katıldığımız toplantılarda halkımıza bilgi veriyor, farkındalığın artmasını sağlamak için çalışıyoruz.. 

Yaptığımız çalışmaların çok yararlı olduğuna inanıyoruz. Film ve dizilerde de Parkinson Hastalığı hakkında bilgi verilmesinin çok faydalı olacağını düşünüyoruz.